21 aralık günü güneş
ışınlarının oğlak dönencesine dik gelip günlerin uzamaya
başlamasına "kış ekinoksu" adı verilir.(İngilizce
Winter Solstice-Latince Sol-Sistere,sun stands still). Bilge ve
doğayla barışık olan eski haklar güneşin yeniden doğuşu
olarak kabul edip çeşitli kutlamalar yaparlardı. Aslında bu tarz
kutlamalar yıl içindeki doğal olaylara göre tekrarlanmaktaydı
ama en çok bilinenleri 21-25 aralık ve 1-5 Mayıs günlerinde
yapılanlarıdır.Ben sadece kuzey ülkelerinde "Yule" eski
Türklerce Nardugan( NARDUGAN kelimesi (nar=güneş, tugan,
dugan=doğan) Doğan güneş anlamına gelmektedir. Türklerin, tek
Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarında yeniden
doğuş bayramı olarak kutladıkları bayramın adıdır.)
Bilindiği üzere Güneş tapımı tüm
haklarda ortak bir geçmişe sahiptir ve insanlığın en eski
dinlerinden biridir.Bu nedenle günlerin uzamaya başlaması tüm
eski halklarda bayram kabul edilmiştir. En uzun gecenin sonunda
nihayet yeni Güneş Kral,Tanrı'nın oğlu yeniden doğuşu
müjdelenir.(günlerin tekrar uzamaya başlaması).Tanrıça bu uzun
gecede Yüce Ana olur ve ışığa gebe kalır.Kökleri M.Ö yaklaşık
3000 yıl öncesine dayanmaktadır. Pagan haklar bu güne ruhun
canlanışı ve yenilenişi olarak bakarlardı. Günümüzde yılbaşı
ve noel için yapılan tüm kutlamalar ve hazırlıklar aslında
tamamen bu mevsimsel unsurlarla bağlantılı adetlerdir.
Hristiyanlık yayılmadan çok önceleri mevsim dönümleri
kutlanagelmiştir. Romalılar bu günü "Saturnalia" adı
altında ,tanrıları Saturnus'a ithaf ederlerdi. Sonraki dönemlerde
çok yaygın,esasen Anadolu kökenli bir din olan Mitraizm(Mitra
tıpkı İsa gibiTanrı ve insanlar arasında aracı ve bir
kurtarıcıdır) Hristiyanlığa uyarlanarak Hristiyanlık resmi din
kabul edilmiştir. Böylece Güneş Tanrısı'nın yeniden doğuşu
Hz.İsa'nın doğuşu olmuştur. Noel sözcüğünün de yeni
güneş,yeni doğuş anlamlarına gelmesi bunu kanıtlar
niteliktedir.Yine de bazı gruplar bu tarihe itiraz etmiştir
,örneğin çoğu Ortodokslar noeli 7 ocakta kutlamaktadırlar.
Türklerin, tek Tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına
göre,yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı
bulunuyor. Buna " Hayat Ağacı" diyorlar. Bu ağaç, motif
olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde yer alır.
Kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaç olduğu için
ölümsüzlüğün simgesi olmuştur. Türklerde güneş çok önemli.
İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya
başladığı 22 Aralık’ta gece gündüzle savaşıyor ve uzun bir
savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyordu. İşte
bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle
akçam ağacı altında kutluyorlardı. Güneşin yeniden
doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor, güneşi geri verdi
diye Tanrı Ülgen’e dualar ediyorlardı. Duaları Tanrıya gitsin
diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar, dallarına bantlar
bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlardı .
Tarihçilerin tahminlerine göre Sümerler ve
Urartularda da yaygın olan bu gelenekler Hunların Avrupa'ya
geçmeleri sonucu diğer halklarca da benimsenmiş, zamanla da kökeni
unutulmuştur. Benzer özellikler
iskandinavlarda da görülür.Viking inancında kutsal "Yggdrasil"
ağacı
Türklerdeki hayat ağacına benzer.Yule adını
verdikleri,tanrılarına adanmış kutlamalarda bir ağacı
süslerler. Bu süslerin her biri pagan halk için özel anlamlar
taşır. Örneğin ziller ve mumlar kötü ruhları uzaklaştırmak
ve iyiliği geri çağırmak içindir.Vikinglerin"Yaşlı Kış
Adam " denilen Noel Baba benzeri bir fügür vardır,bu karakter
daha sonra baş tanrı Odin ile birleşmiştir.Vikingler İngiltere'ye
geldiğinde Noel Baba imajı yeni bir form kazanmaya başlamış ve
ruhban sınıfınca Hristiyanlaştırılmıştır.


